Eintragen| Einträge 1 bis 10 von 281 | ||
botan |
Eingetragen am Sonntag, 11.09.2011 um 22:33 Uhr
slm arkadaslar ben hecibi asiretindenim,urfa bozova,titris,yengice,sitikale,germus,konya civarindan gelmisler dedelerimiz.konya cihanbeyli ,haymana,polatlida akrabalarimiz var,bayagi varmis.listede hecibi asiretini görmedim neden.öyle bi asiret yoksa biz hangi asite mensubuz,bilgi verirseniz sevinirim.facebookta hecibi asireti .syfam var bilgi verirseniz sevinirim.benim için önemli
|
|
MEHMET HASBEYOGLU |
Eingetragen am Sonntag, 08.08.2010 um 21:44 Uhr
merhaba kimsorlu hemþehrilerim ben üye sitemize üye olmak istiyorum ama nasýl olancaðýný bulamadým söyle bir mesjým olacak yayýnlarsanýz sevinirim oðlumun 18 EYLÜL 2010 TARÝHÝNDE NOKTA DÜGÜN SALONUNDA DÜGÜNÜ OLACAK BUNUDA SÝTEMÝZDE YAYINLARSSANIZ SEVÝNÝRÝM GEREKLÝ BÝLGÝLERÝ KAYIT OLDUKTAN SONRA GÖNDERÝRÝM ÝLGÝNÝZE ÞÝMDÝDEN TEÞEKKÜRLER
|
|
DEVRIM YÜKSEL |
Eingetragen am Donnerstag, 01.04.2010 um 18:44 Uhr
Devrim Yüksel 01. April um 12:13 Didem Yüksel & Sinan Alici Dügün Töreni Adres: içerenköy sonbahar sokak no=31 (çocuk parki yani muhtarlik yolu üzeri) Atasehir/istanbul BASAK 2 DÜGÜN SARAYI Tarih : 3 Temmuz 2010 Saat : 19:00/24:00 #Didem Yüksel Baba adi : Kazim Yüksel Ana adi : Gülsel Yüksel #Sinan Alici Baba adi : Recep Alici Ana adi : Emine Alici Tüm kimsoran halki davetlidir. Sizleri aramizda görmekten mutluluk duyariz. |
|
Ali www.alevivizyon.com/ |
Eingetragen am Freitag, 22.01.2010 um 19:29 Uhr
Değerli dostlar siteniz çok güzel olmuş emegi geçenlerin ellerine sağlık diyorum.Komsorlulara yakışır bir site başarılarınızın devamını diliyorum.An diesen Eintrag wurde folgendes Bild angehängt: Bild |
|
aydin |
Eingetragen am Dienstag, 15.12.2009 um 16:31 Uhr
Merhaba kimsorlu,lar bu siteyi ilk defe gördüm ve cok ilgimi cekti. ilgimi cekme nedeni benimde aslimin kimsorlu olmasi.burada okudugum yazilar beni etkiledi bizide cok zaman önce kimsordan cikmisiz erzincan tercan ve daha sonra mus varto ve hatta vartoda kovuk taci de kimsorlular var. benim anlayamadigim kimsor bir köy ve bu köyden cok göc olmus fakat nedenleri pek bilinmiyor bende bunu cok merak ediyorum dersim isyani desem degil cünkü dersim isyanin daha öncesinden cikmislar.. Eger bu konuda bilgisi olanlar varsa benimle paylasmalrini rica ediyorum..
|
|
memo zerdustlukteki hedir-elyas |
Eingetragen am Montag, 09.11.2009 um 00:17 Uhr
sayin degerli yazar seyfi DOGAN zerdustluk hakindaki yazmis ildugun yaziniza cani gonulden katiliyom. ben maras bolgesinde bir alevi, kizilbas olarak diyomki. herdir elyas 5ve6 mayista degil gon ve ay olark yanlis 18 subatan baslar 21 subatan son bulur yanlis ilabilirim ama bence tamda bu gundur saygilarimla can dost
|
|
erhan kilicli www.sadilli.com |
Eingetragen am Donnerstag, 01.10.2009 um 11:22 Uhr
merhaba canlar,Şadıllı Aşiretin Web sitesi açılmıştır, Şadıllı Aşiret hakkında ögrenmek istediniz herşey mevcut. Websiteyi yapan arkadaş ellinden gectigi kadar tarafsiz kalmaya calisdi. Şadıllı Aşireti hakkında ek bilgiler var ise paylaşırsanız seviniriz... görüsmek üzeri... www.sadilli.com |
|
hasan gök@aon.at |
Eingetragen am Samstag, 01.08.2009 um 20:34 Uhr
Merhabalar kimsorlular,sitenizdeki tüm saygideger arkadaslara merhaba. Düzgün abi anlatmak isdedigim bir cok sey var aslinda. Ben bunu siirlerimle dile getirmeyi tercih ediyorum. Daralan bu dünyada yasamak istedigimiz o kadar cok sey varki. Özgürlüge adim.adim yürümek umudu gibi insan herseye isinan ve sinanan bir varliktir. Sözü Fazla uzatmadan yazmis oldugum bir siirimi siz saygideger kimsorlularla paylasmak istiyorum bu arada elestirilerinizide bekliyorum saygilarla…. bir gün isigi gibi akacak olan sevdanin gücüne bir tas olsa bile kalbin dayanirmi ne duruyorsun bak iste birikmis yildizlar akiyor gecelerden aska akiyor hayat durmaksizin bunu görmeyen ve duymayan gözler körolsun hergün durmadan zindanlar örüyorlar yeni bir yasama ben yasamak istiyorum dedikce cellatlari cogaliyor dünyanin farkindamisin oysaki sana kavusmanin mutlulugu ve özlemiyim ben… HASAN GÖK
|
|
mesut ONATLI |
Eingetragen am Dienstag, 16.06.2009 um 01:06 Uhr
Baris sürecinde söylem sorunuKürt Sorunu’nda taraflarin söylemlerinde bir gariplik var… Taraflari pesinen belirtelim: Kürt Hareketinin bilesenleri ve devlet. Erdogan kabul etse de bu böyledir etmese de. Yani onun deyimiyle Kürt hareketi “terörist” de olsa bu realite degismez… Siyasi literatürde “terörist”lerin taraf olmadigina dair herhangi bir söylem yoktur. Bu bir yana Kürt Hareketi ve devlet söyleminde “çözüm süreci” ile beraber bir gariplik seziliyor. Zira devlet söyleminde “çözüm” adina en ufak bir degisim yok. Erdogan Kürtleri hala bir taraf olarak görmüyorsa ve olmayacagini bile bile “DTP, PKK’ya terör örgütü desin” diyorsa; Basbug, okumayi yeni sökmüsilkögretim 1. sinif ögrencisi gibi “giderim.ararim.bulurum.vururum.” diyebiliyor ve daya yeni olan Zap deneyimini hatirlamiyor modundaysa ; bütün yazar-çizer takimi 1999 süreci yasanmamisgibi “PKK kosulsuz silah birakmali” diye papagan misali günde on defa tekrarliyorsa devlet “çözüm süreci”ne henüz uzak demektir. Ya da olan, devletin kendi çözümünü dayatmasidir. Ki olan da budur. Her seyin son buldugu gibi her savasda son bulur muhakkak. Ve her savassonucunda “çözüm sürecine” girilir. En basit sekliyle bu iki sekilde olur. Taraflardan biri galip biri yenikse çözümde de galip olan yenilene kendi sartlarini kabul ettirir. Yenilen de adi üzerinde yenildigi, yapabilecegi baska sey olmadigi için sartlari kabul etmek zorunda kalir. Ýkinci durum ise taraflarin yenisemedigi durumdur. Savasta hiçbir taraf kazanamaz ve savasuzadikça iki tarafa da zarar verir. Bunu hisseden taraflar ortak bir yol bulmak için çözüm sürecine girerler. Kürtler ve devletin savasi kismen ikinci gruba girer. Kismen diyorum çünkü bilindigi gibi devletin amaci Kürtleri bütünen yok etmekti. Yok etmek derken fiziki yok etme degil. Gerçi Agri, Zilan, Dersim vb. yerlerde bu da yapilmadi degil. Ama bunun mümkün olmadigi anlasildiktan sonra asil amacKürtleri “Türklestirerek” yok etmek oldu. Batiya göcettirmeleri, “vatandasTürkçe konus”lari, Kürtçe konusma yasaklarini, yatili okullari uzun uzun belirtmenin anlami yok… Zira bunlar herkesin malumu. Sonucolarak 1920’lerden 1980’lere kadar devletin söylemi Kürtlük adina bir sey birakmama üzerineydi. Peki devlet bunu basardi mi diye bakildiginda bunun olmadigini içinde bulundugumuz durum açikliyor zaten… Kürt tarafi ise bütün ulusçuluk hareketleri gibi toprak talebi ile yola çikti. Ulus-devlet, adi üzerinde her ulusun bir devleti olma mantigina göre olusturulmusbir kavramdir. Kürtler de bir ulus olduklari için onlarin da bir devletleri olmali düsüncesiyle mücadeleye basladilar. Kürtler de açik ki bunu basaramadilar ama devletin yok etme ve inkar söylemine karsi her seyden önce ayakta kalmayi basardilar. Zira Kürtlerden baska kimse ayakta kalmayi basaramadi Türkiye’de. Devlet hepsini yok etti. Bakmayin Arap, Çerkez, Gürcü, Abhaz, Rum, Laz, Ermeni…diye siraladiklarina. Gerçekte bunlarin hicbiri yok. Rum ve Ermeniler fiziki olarak yok edilip sürüldüler zaten. Digerleri ise Türklestirilerek yok edildiler. Gidin bir Gürcü’ye sorun “Türk müsün Gürcü mü?”diye. Kizar sorunuza, tepki gösterir. “Türküm” ya da “Gürcüyüm ama Türküm” der. Türk’tür hatta Türk’ten çok Türk’tür. Lazlar, Araplar, Çerkezler ve digerleri de öyle. Ama bir Kürt’e ayni soruyu sorarsaniz “Kürdüm” diye cevap alirsiniz. Ne “Türküm” ne de “Kürdüm ama ayni zamanda Türküm” cevabini duyarsaniz. Hiçbirini kabul etmez Kürtler. Dolayisiyla sadece bu örnek de Türkiye’de Kürtler disindaki diger halklarin yok edildigini, Türklestirildigini gösterir. Devlet hepsinde basarili olurken Kürtlerde basarili olamadi. Ve zaten devlet bunu basaramadigi için de bugün “Kürt Sorunu” diye bir sorun var. Kürtler ayakta kalmanin yaninda baska kazanimlar da elde ettiler bu süreçte. Kürtçe konusup yazma hakkini, Kürtçe kurs açma, Kürtçe radyo-tv açma hakkini vb. elde ettiler. Öyle görünüyor ki yakinda Kürtçe cografi isimleri geri alma, Kürdoloji bölümleri açmayi da devlete kabul ettirecekler. Ve eline silah alan Kürtler hala 300-400 kisiyle eylem yapabiliyorlar, DTP seçimden küçümsenmeyecek bir basariyla çikti, muazzam bir gençlik ve özellikle kadin dinamizmi var, edebiyat, sinema ve tiyatroda amatörlük süreci ise asiliyor… Kürtlerin bütün bu kazanimlari ayni zamanda devlet cephesinin de kaybidir. Duruma söyle bir bakildiginda evet Kürtler ve devlet savasinda yenisememe durumu vardir. Ne devlet Kürtleri bitirmistir ne de Kürtler devlet kurmustur. Ama Kürt tarafi kismen de olsa basarili, devlet ise basarisiz olmustur. Ve her geçen gün Kürtlerin kazanci büyürken devletin kaybi artmaktadir. Ortada böyle bir gerçeklik vardir. Bu gerçeklikle girilen veya girilmeye çalisilan “barissüreci”nde taraflarin söylemleri de basarilarina göre olmalidir. Kürtler kismen basarili olmuslarsa söylemleri de basaranlarin söylemi, istekleri de yüksek olmalidir. Devletin söylemi, sartlari ise daha asagida olmalidir. Ama garip olan söylemlerde bunun tersi bir durum oldugudur. Devlet, bilinçlice savasin tam galibi bir söylemle hareket ederken Kürt tarafi alttan almaktadir. Ya da Kürtler nezdinde devlet henüz baristan çok uzakken Kürtlerin isteklerini azaltarak devleti barisa zorlama durumu vardir. Durum her ne olursa olsun ortada masaya giderken bir söylem sorunu vardir ve Kürt tarafi bu tehlikenin farkinda olmalidir. Zira tarih, cephede kismen kazanilmisbirçok savasin masada kaybedilebilecegini gösteren örneklerle doludur. Masadaki savascephedekinden daha zordur. Mesut ONATLI |
|
D.TaSKIRaN |
Eingetragen am Montag, 08.06.2009 um 10:54 Uhr
BASSAGLIGI 06.06.2009 sabah saat 05.00 de halam Elif Yildiz hayatta gözlerini yumdu. Kendisine Allahtan rahmet, ailesine ve sevenlerine sabir diliyorum.. • Kaybetikce sevdiklerimizi birer, birer.. • saplanir yüregimize • kara sapli bir hancer. • Umut ve sevgi ile büyüttügümüz o koca dünya , • her an cöker üstümüze .. • ey ebedi mekan, • seninle bulusuncaya dek, • bitmez icimizdeki bu aci keder.... Düzgün TASKIRAN |
Eintragen