Eintragen| Einträge 11 bis 20 von 281 | |
VengeDersim www.munzurum.com |
Eingetragen am Samstag, 06.06.2009 um 06:44 Uhr
KOMSORLULARI BEKLERIZ!Geleneksel Avrupa Dersim Festivali 2009 Tarih : 13.06.2009 Saat : 13.00 Yer : Mainvorland Mainstraße 65428 Rüsselsheim Sanatcilar : Siwan Perwer Ferhat Tunc Ali Baran Beser Sahin Ozan Serdar Ozan Cömert Venge Sodiri Cetin Oraner Ozlem Baglayan Semah Foklor Konuklar : Serafetin Halis (Dersim DTP Milletvekili) Edibe Sahin ( Dersim Belediye Baskani DTP) Ayse Tugluk (Amed DTP Milletvekili) Cevdet Konak (Xozat Belediye Baskani) Kenan Cetin (Pertek Belediye Baskani) Haydar Munzur (FEDA) RIZA YAGMUR (ALEVI PIRI) |
hasan gök@aon.at |
Eingetragen am Sonntag, 31.05.2009 um 15:31 Uhr
merhaba düzgün abi bu,ara yeni yazdigim
siirler var umarim okudugun zaman bir
degerlendirme yaparsin selamlar
yagmur yagiyor
bir aska dokunur gibi yagmur yagiyor inceden inceye gecenin karanligi bastimak üzere yagmur yagiyor bu sehre sokaklar suskun yagmur yagiyor bense agliyorum yurdundan uzak gurbet illerde
|
yusuf |
Eingetragen am Mittwoch, 27.05.2009 um 13:37 Uhr
Düzgün abi yazdiklarin bence güzel seni tebrik ediyorum.Bir kimsorlu genc olarak köylülerimiz gerçekden geçmislerini unutmus olarak görünmesi ve bizimle ters düsen düsünceleri savunmasi,Dersimi katledenleri,soykirimi yapanlari savunmasi içler acisi beni ve benim gibi düsünen gençleri üzmektedir |
hakancolak Kabesi Cikar Olanlar, Kabesi Ýnsan Olanlari Anlayamazlar |
Eingetragen am Dienstag, 19.05.2009 um 03:39 Uhr
Kabesi Cikar Olanlar, Kabesi Ýnsan Olanlari Anlayamazlar Aleviligin Tarihini carpitan Ýsbirlikcilerin gün gelir kitabi da dürülür. Aleviler, yüzyillar boyu gördükleri zulüm ve sefaletin sorumlusu olarak devleti görmüs ve onunla uzlasmaya asla yanasmamislardir. Örgütlendiklerinde ayaklanmis, kosullar uygun olmadigi süreclerde düzenle uzlasmayan, ondan uzak bir toplumsal yasam kurmuslardir. Bu davranislar Alevi felsefesinin sekillenmesini saglamistir. Bu boyun egmeme ve direnme kültürü Sah Ýsmail'den Selcuklular zamaninda, Anadolu'da, Ýran'da kurulan despot devletlere karsi daha demokratik düzenler kurmak icin carpisan Batini hareketler zincirinin halklari Baba Ýshak'in, Baba Ýlyas'in, Seyh Bedrettin'in ayaklanmalarina baglanabilir. Ýran'daki Sii-Ýsmaili hareketleri, Bizans'ta görülen Hiristiyan Zindikligi da bu zincirin halkalaridir. Bunlarin ortak yani, baskiya, devlet dinine ve onun güc ve isbirlikcilerine karsi birer direnis hareketi olmalaridir. Bu direnis kültürü, her kosulda yasatilmistir. Aleviler zaman olmus, yogun bir devlet terörü ile karsilasmis, dar bir cevreye itilmis, dis dünya ile baglari kesilmis, yolsuz, isiksiz, kalemsiz, kitapsiz, okulsuz karanlik bir dünyaya hapsedilmis. Zaman olmus, asilmis, kesilmis, yüzülmüs, yakilmis ve sömürülmüslerdir. Ama hicbir zaman boyun egmemis kiyimlara, vergilere, zorbaliklara direnis göstermislerdir. Dünden bugüne Alevilerin tarihi isyanlar tarihi olmus, ama bu tarihin bir yaninda da hep ihanetler durmustur. Osmanli'nin devsirmeleri, Cumhuriyet hükümetlerinin oyunlari sonucu, aleviler sik sik ihanetlerle yüz yüze gelmistir. Alevilerin yillarca ikinci sinif vatandas olarak görülmesi, resmi ideolojinin onlari asagilama ve hor gören politikalari icersindeki isbirlikci alevi bezirganlari, kabuk degistirerek isim degistirerek devsirme politikalara alet olarak her dönem cikarlar karsimiza. Bugünlerde, her zaman iktidarin dümen suyunda hareket etmekte oldukca basarili olan tescilli isbirlikci Ýzzettin DOGAN, icini bosaltmaya calistigi Aleviligi devletle birlikte alevi-Sünni garnitürü haline getirme cabasi icerisindedir. AKP hükümetine direkt destek olarak kendisini Ýslam cemaati icinde mesru kilmanin ugrasisini veriyor. Bir taraftan halkci görünmeye calisirken, diger yandan islamin miheng tasina yatarak geleneksel devlet otoritesinin "Alevileri nasil Alevisizlestirebiliriz" politikasini uygulamaya sokmanin adimlarini atmaya calisiyor. Alevi halkinin Ýzzettin DOGAN gibi hicbir zaman "uyku duasi ve sabah duasi" yoluyla felsefelerini ve kültürel varliklarini ispat etmek diye bir sorunu olmamistir. Okullarda okutulacak kitaplar kapsaminda yer alan bu ve buna benzer öneriler, Alevi halkinin siniflar mücadelesindeki tarihsel rolünü yadsiyan, ondan arindirmaya calisan bir özellik tasimaktadir. Ýzzettin Dogan hicbir zaman devletin katliamlarini kinamiyor. Katliamlara karsi cikmiyor. Alevi halkin tarihine, gelenegine kültürüne karsi yapilan saldirilara direnme hakkina karsi cikiyor. Düzmece hikayeleriyle muaviye düzenine alevi tarihi sunumu yapiyor. UTANMIYOR. Bu nasil bir "Alevi inancidir" ki, zulme ugrayanin degil zulmedenin yaninda oluyor. Ve Aleviligin tüm degerlerini inkar ediyor. Firsat bu firsat deyip ne kadar devletci olduklarini kanitlamaya calisiyor. Alevi inancini kendi cikarlari icin kullaniyor, BEZÝRGÂNLIK yapiyor. Alevi halk bu bezirganlari yillardir tanir. "Devletle Sicak Ýliskileri" vardir Dogan'in. "sicak iliskide" oldugu devleti de cok iyi tanir Alevi halki! Bakin Ýzzettin Dogan hangi devletle "sicak iliskisi"nin bozulmasini istemiyor; Yüzyillardir Alevi halkini katleden, sürgün eden Osmanli'nin, Yavuz Sultan Selimlerin mirascisi bir devletle. Maras'ta Alevi halkini fasistlerle birlikte katleden devletle. Sivas'da seriatcilarla kol kola Alevi aydin ve sanatcilarini yakan devletle. Corum'da katliam yapan devletle. Gazi halkina kursunlar yagdiran, katleden devletle. Gazi'nin katillerini koruyan, aklayan devletle. Bu "sicak iliskiler" simdi tarihini carpitarak bu halkin cocuklarinin okudugu okullarda ders diye yutturmaya calistiklari bizim olmayan tarihle mi aciklanacak? Alevi cocuklari kendine ait olmayan uydurma bir Alevilik ögretisini, isbirlikci bezirganlarin dar kafasindan cikan fikirlerle mi ögrenecek? Ama hayir onun gibi BEZÝRGÂNLARIN derdi kendi cikarlaridir. Su "sicak iliskileriniz" neyse bir anlatin bakalim? Diyanetten pay alma mi yoksa? Bakin Dogan asil niyetini kendisi anlatiyor. (Ecevit'e söylüyor) "O zaman dedim 'Bir bakanlik icinde bize hic olmazsa bine yakin bir kadro verin. O kadrolari bir genel müdürlük ya da müstesar yardimciligi bünyesinde örgütleyin. Yakinda Alevi, Bektasi, Mevlevi dedelerini toplayacagiz. Onlarin icinde kemaline, bilgisine, birikimine saygi duyacagimiz kimseleri biz kendilerine önerelim. Ve devletin icinde yer alsinlar. Böylece kitleyi devletle bir kere bütünlestirelim." Bu kafa mi Alevilerin hakkini savunacak? "Diyanet'in bütcesi 400 trilyon, kadrosu da 100 bin kisi..." Ne diyor yani Dogan? Biraz da bize verin, biz yiyelim! Bu pazarligin öncesinide bilir alevi halkimiz. Alevileri DYP'ye satmak icin, "Aleviler sag partilere oy versin" dedigini, sonra da Ciller'den yedigi tokadi bilmeyen mi var? Ýzzettin Dogan gibi Bezirganlar Ne Zaman Ortaya Cikar? Üzerinde gelistigi toplumsal kosullar geregi Alevi felsefesi ve bu felsefeye inanan halk, sömürünün ve baskinin karsisinda yer almis, her zaman sömürücü sisteme muhalif bir cizgi izlemistir. Bu yüzden tarih boyunca egemenlerin baski ve siddetine maruz kalmis, katliamlar ve asimilasyonlarla yok edilmeye calisilmistir. Bütün bunlarin yetmedigi kosullarda, egemenler Alevilerin icerisinden cikardiklari isbirlikcilerin de yardimiyla cesitli vaatlerle ve yalanlarla halki kandirip sistem icerisinde eritmeye, en azindan muhalif yanlarini yumusatmaya, törpülemeye calismislardir. Dün, Orta Asya'daki alevi inanctan halklari emperyalizmin yedegine sokmak icin "bizi kullanin" diye devletin kapilarindaydilar. Simdi de katliamci bir devleti aklamak icin. Onlar, ne zaman cikarlari söz konusu olursa o zaman ortada görünürler. Alevi halki katledilirken yokturlar. Alevilerin dernekleri basilirken, cem evlerine panzerler girerken yokturlar. Gazi katliami davasina; Gazi halki, Gazi Halk Meclisi otobüslerle giderken, yollarda coplanir, katledilmek istenirken yokturlar. Bircok yoksul gecekondu mahallesine devlet eliyle fuhus-uyusturucu sokulurken onlar yoktur. Aleviler inanclarindan dolayi baski görürken yokturlar. Onlar bu dönemlerde hep devletin yanindadirlar. Baskilara karsi isyan eden halkin karsisinda "sükunet" telkin eder, aleviler sokaga dökülmez derler. Onlar, Alevi halkini despot ve tarihi boyunca yoksul halka, Alevi halka zulmetmis devletle bütünlestirmek icin vardirlar. Kisacasi Ýzzettin DOGAN isbirlikcililiginin taslagi hazirlanmis sunulmaktadir.Ýzzettin DOGAN bicim degistirmis bir Hizir pasadir. Aleviler Adina komisyon olusturup Konusma Yetkisini Kim Verdi? Ýzzettin Dogan, "Alevileri temsilen" yazma hakkini nerden buluyor? Alevilere ait olmayan Türk-Ýslam sentezi carkindaki carpitilmis alevi tarihini konusuyor yaziyor, Milli Egitim Bakanligi'nin tutumuna bagli olarak da diz kiriyor. Elbette ki Alevi cocuklarinin okullar da isbirlikcilerden ögrenecegi hicbir sey yoktur. Peki, kim verdi bu yetkiyi Dogan'a? Seriatci tarikatlar tutar Sünniler adina konusur, birisi bir dernek-vakif kurup Aleviler adina konusur. Bulustuklari yer DÝN BEZÝRGÂNLIGIDIR. Alevi cocuklarinin nasil egitilecegine Ýzzettin Dogan mi karar veriyor? Aleviligin tek otortisi midir Ýzzettin Dogan? EY ALEVÝ HALKI; Görün, taniyin din bezirganlarini. Bu katliamci iktidara nasil sahip ciktiklarini görün. Taniyin ve inanclarinizi, degerlerinizi, tarihinizi satmalarina ve uydurma bir Alevilik ögretisinin okullarda cocuklariniza ders olarak verilmesine izin vermeyin! EY ÝZZETTÝN DOGANLAR; Bu yolun ne Alevilikle ne de halkla ilgisi yoktur. Katliamci, rüsvetci, sömürücülerin yaninda yer almak, yoksul halkin öfkesini, zulme isyanini dizginlemek onlara yapilacak en büyük kötülüktür. Bu yoldan dönün. Pir Sultanlar'in, Bedreddin'lerin, Baba Ýshaklar'in yoluna gelin. "ZALÝMÝN ZULMÜNE KARSI CIKMAMAK MAZLUMA YAPILACAK EN BÜYÜK KÖTÜLÜKTÜR. BEN ZALÝMLERLE BÝRLÝKTE VARLIK ÝCÝNDE YASAMAYI ALCAKLIK; ZALÝME KARSI GELEREK BULACAGIM ÖLÜMÜ ÝSE YÜCELÝK SAYARIM" diyen Ýmam Hüseyin'in yoluna gelin. Halkin da bir adaleti vardir, gelir sebebin kapisinda durur. Aleviligin de bir isyan tarihi vardir. Tarihini carpitan Ýsbirlikcilerin de gün gelir kitabi da dürülür. DEVRÝMCÝ ALEVÝ KOMÝTESÝ www.halkinsesi.tv |
|
D.TASKIRAN |
Eingetragen am Montag, 18.05.2009 um 19:42 Uhr
BEN DE VARIM…Babam ve annem Birbirlerini arzuladiklari bir günde Bir volkan atesiyle erirlerken icice Ve ben onlardan Bir lav parcasi olarak koptum. Saklandim annemin en gizemli yerinde .... Var olusumu ilkin Annem his etmisti. Yedikleriyle besler Duygulariyla oksar Ve korurdu beni Herkesten ve her seyden.. Günden güne büyüyordum. Kabima sigmaz oluyordum. Annem aci cekmesin diye O sicak ve bariscil yuvamdan Ayrilmak zorunda kaldim- Dokuz ay sonra Bir ciglikla Katildim araniza.. Bundan sonraki yasanacak kavgalarda Artik bende varim … Düzgün TASKIRAN |
|
NIL DEMIRKAZIK |
Eingetragen am Sonntag, 17.05.2009 um 19:15 Uhr
BASIN ACIKLAMASIBugün icinde bulundugumuz sürecin bir geregi olarak Türkiye’de bir zihniyet degisikligine ihtiyac vardir. Türkiye her seyden önce kendisinden korkmamali ve kendine güvenmelidir. Türkiye’de yeni bir siyasal cözüme, iradeye ve reformcu bir anlayisa ihtiyac vardir. Türkiye artik, insan hak ve özgürlüklerini, demokrasiyi gelistirmek zorundadir. Demokratik bir hukuk devletin olmanin tek sarti budur. Türkiye’deki tüm aydinlarin, tüm demokratlarin, demokrasiye inanan herkesin cok iyi bildigi gibi, Kürt sorunu cözülmeden resmi devlet mantiginda bir degisim olmaz. Bu degisim olmadan da, Türkiye cetelerden kurtulamaz ve demokrasiye de gercek anlamda bir gecis yapamaz. Demokratiklesmenin yolu da Kürt sorununun cözümünden gecmektedir. Kürt sorunuyla, demokratiklesme birbirine bagli, birbirini gelistiren, cözümleyen iki kavramdir. Kürt sorunu demokratiklesmeyi gelistirir, demokratiklesme Kürt sorununu cözüme götürür. Bu güne kadar pragmatist, kendi cikarlari dogrultusunda hareket eden, Türkiye’nin sorunlarini cözecek gücü gösteremeyen, capsiz politikalarla hareket eden hükümetler sayesinde Kürt Sorunu silah, savas ve siddetle cözülmeye calisildi. Böylece, bugün gerginlik ve cözümsüzlük icinden cikilamayacak bir duruma geldi. Kürt sorununda cözümsüzlügü yasayan, top yekün savasa iliskin kararlar cikaran, savas koordinatörlügü yapan bütün hükümetler kaybetmislerdir. Bu sorunda “sahin” bir tutum izleyen hicbir hükümet sonuc alamamistir. Ülkenin cogunlugu her türlü siddete ve savasa karsidir. CHP-DYP iktidari neden kaybetti? Refah-DYP iktidari niye kaybetti? Tansu Ciller, imha siyasetini “ya bitecek ya bitecek” biciminde sloganlastirmisti, neden kaybetti? ANAP niye kaybetti? Bütün bu partiler neden kaybetmislerse, Ak Partinin de cözüme yönelik “sahin” bir politika izlemesinin ona kaybettirecegi son derece aciktir. “Düsünmezseniz sorun yoktur” anlayisiyla baslayan “Kürt Sorunu sanaldir” “Türkiye’de Kürtlerin hak sorunu yoktur” ifadeleri ile cözümsüzlük asamasina gelen Sorun bu gün baris umutlarinin yesermesine neden olacak gelismeler sergilemektedir. Demokrasiye ve barisa inanan, tutarli bütün kurum ve kuruluslarin sorumluluklarina sahip cikmalari durumunda, Türkiye’de Türk-Kürt kardesligi dogru bir zemine oturabilir. Barisin, toplumsal hak ve özgürlüklerin, demokrasinin Türkiye’de yerlesmesi ile de bir uygarlik projesi olan AB’ye dogru daha hizli olarak yol alabiliriz. Gercek disi ve cag disi dayatmalarda daha fazla israr etmenin hicbir anlami yoktur ve bu durum Türkiye’nin cikarlarina aykiridir. Dolayisiyla gercek disi tespitlerden, politikalardan vazgecerek bölgenin gercekligine uygun politikalara yönelmek, sorunu baris icinde cözmek isteyen her güc icin vazgecilmez bir gercekliktir. Türkiye'yi kaosa sürükleyen, demokratiklesmesine engel olan esas zihniyet; her seyi silahla cözmek isteyen zihniyettir. Perde arkasinda bazi seyleri düsünmek, tartismak kamuoyu önünde ise resmi ideolojiyi savunma gerekliligi artik terk edilmesi gereken bir anlayistir. Gercekleri göz ardi edip eski bildik ezberle, Türkiye artik yönetilemez, sorunlari cözülemez. Onun icin gercekleri gören, akliselim bir anlayisin Türkiye toplumunda, siyasetinde, ordusunda egemen olmasi gerekmektedir. Aksi takdirde bugün Deniz Baykal'in ve Devlet Bahceli’nin basini cektigi ideolojik anlayisi olan soruna sadece yok etme temelinde yaklasan Kürt düsmanligi ve irkci bir zihniyetin kardes kavgasina yol acacagi, Türkiye'yi bir kaosa sürükleyecegi her kesim tarafindan görülmelidir. Türkiye’nin korktugu bölünmenin en tehlikelisi cografi degil, duygusal olanidir. Yurttaslar arasindaki birlik iradesinin zedelenmesidir. Araya ön yargilarin girmesidir. Su bir gercektir ki, Kürt sorunu Türkiye'nin gelecegini belirleyecek bir sorundur. Kürt sorununa yaklasim ise, Türkiye'nin gelecegini belirleyecek yaklasim olacaktir. Türkiye’nin birligi ekseninde, Kürt sorununun cözümü söyleminin cok daha güclü olarak gündemlestirilmesi ve demokrasiye inanan tüm cevrelerin ittifaki ile halklarin baris, kardeslik ve esitlik isteminin daha güclü olarak savunulmasi gerekmektedir. Kürt Sorunu sinir ötesi operasyon türü savas stratejileri ile cözülemez. Bu tür tehlikeli oyunlar sadece Türkiye’yi kaosa sürükler. 80 yillik Kürt Sorunu’nun cözümünü saglayacak baris sartlari ise su sekilde siralanabilir : - Kürt kimliliginin taninmasi ve Türkiyelilik üst kimligi catisi altinda tüm kimliklerin yeni sivil bir anayasa ile güvenceye kavusturulmasi, - Kürt dili ve kültürü önündeki engellerin kaldirilmasi, anadilde egitim hakki taninmasi ve Bölgede Türkce’nin yaninda Kürtce’nin ikinci resmi dil olarak kabul edilmesi ve bunun yani sira diger azinliklarin kültürel haklarina saygi gösterilmesi, - Düsünce, inanc ve ifade özgürlügü temelinde serbest siyaset ve örgütlenme hakkinin taninmasi, anayasa ve yasalarda basta cins ayrimciligi olmak üzere, tüm toplumsal esitsizliklerin kaldirilmasi, -Bir toplumsal uzlasma projesiyle iki toplumun karsilikli birbirlerini affederek barisi tesis etmek amaciyla, Abdullah Öcalan dahil, tüm siyasi tutuklularin serbest birakilmasi, siyasal ve toplumsal yasama katilimlarinin engellenmemesi, - Köy koruculugu sisteminin lagvedilmesi ve halkin köylerine geri dönüsü icin sosyal ve ekonomik projelerin gerceklestirilmesi, - Yukaridaki maddelerin gerceklesmesine paralel olarak örgüt militanlarinin, her iki tarafin belirleyecegi bir takvim dahilinde, kademeli olarak silahlarini birakip yasal demokratik toplumsal yasama katilim sürecinin baslatilmasi. Sorunun muhatabi taraflarin Türkiye’nin ulusal ve uluslararasi cikarlari temelinde geceklestirecekleri baris antlasmasi sayesinde silahlarin tümden susmasiyla Türkiye’nin seksen yildir özledigi baris ve huzur ortamini saglayabiliriz. Türk aydinlari, yazarlari, sivil toplum temsilcileri ! Eger bu ülkede gercekten bir arada ve baris icinde yasamak istiyorsak, bunu ispatlamanin, bütün dünyaya göstermenin firsati önümüzde. Ülkeye, ekonomiye, kurumlarina, temsilcilerine, genclerine, daha büyük zararlar gelmeden, baris istegimizi ortaya koyalim. Türkiye o sesi bekliyor: Bu bombalarin, bu savasin Türkiye’ye yakismadigini haykiran sesi: BARIS, BARIS, BARIS…… NIL DEMIRKAZIK COCUK-DER BASKANI AVRUPA GIRISIMI SÖZCÜSÜ DIYARBAKIR BAGIMSIZ MILLETVEKILI ADAYI |
Aydin Safak |
Eingetragen am Mittwoch, 06.05.2009 um 23:20 Uhr
CEM VAKFI NIN BAS TACI –MHP-Cemvakfinin Ankarada Düzenlemis oldugu,Aleviligin dünü bugünü Konulu Sempozyomu Cemtv de izleyenlerimiz olmus. Arkadasimin biri bana Bu Gün Cem Tv yi izledim. Devlet Bahceli yide o toplantida gördüm.dedi. Bende Kendisine Cem Vakfi nin Alevileri temsil denen bir derdinin olmadigi. Ve Alevileri de temsil etmedigini kendisine izah ettim. Nasil Izah ettim. aynen Söyle. Maras Katliami benligimizde silinmedi. Tam 160 canimizi aldilar. Kimini agaclara civilediler. Kimini sag sag yaktilar Kücük cocuklari bacaklarindan tutup ikiye ayirdilar. Hamile kadinlarin irzina gectiler. Kusunladilar. Evleri yiktilar Vurun Kizilbasa dediler. Alevilerin yasadiklari evlerin kapilarina MHP isaretleri yazdilar. Kim Yapti bunlari MHP Corumda,Ayni seyler yasatildi. Ölü Sayisi bilinmiyordu. Hayalsizca ve serefsizce acimadan yaktilar,yiktilar Kana doymadilar. Kan istediler Kim Istedi. MHP Daha yeni Sivas ta cami Cikisinda, Allah Allah deyip Vurun Kizilbasa Kizilbasi Vurmak sevaptir. Kurt kafasi isaretleri yaparak Madimaga yürüdüler. 35 Canimizi diri diri yaktilar KimYakti. MHP Peki Cem vakfi Bunlari biliyormu Evet. Bu Katliamin sorumlu katillerini Ankaradaki Toplantilarina Bas Taci yaparak Nasil Davet edebilirler. Hadi diyelimki Cem Vakfi MHP güdümlü calisiyor. Peki Onlarin yanindakilerin gönülleri rahatmi acaba. Ayni Zamanda Bu Sayfada Alevilikte dev vuran Cem Vakfi Taraftariyim diyen Insanlarin Gönlü bu olanlara razimidir acaba. Ben Izzettin Dopgan in Babasinin Milliyetci Cephe Partisinden Millet vekili adayi Oldugunu biliyorum.(12 Eylül) Izzettin Dogan inda Secimlerde Adres olarak MHP ve AKP yi gösterdigini de biliyorum. Eger inkar edenler olursa Alevi Yol Sayfasinda Gün Sazak in Izzettin Hoca ile yapmis oldugu Roportajda Kendisi bir zat söylüyor. Diyorki Ben Oyumu AKP ye verdim. Daha Önceleri MHP ye veriyormus. Ankaradaki O Toplantida Cok Cesit insanlar vardi. Cem Vakfi nin Bas Taci yaptigi Ama bizlerin ise Hic saymadigi Siradan Ortada dolasan Alevilere saldiran Kisilerin cokluguydu. O Toplanti Aleviler Üzerinde oynanmak istenen Asimile calismasinin Bir ürünü olarak görmekteyim. Basta Izzettin Dogan Olmak Üzere MHP ile olan iliskileri Alevilerle hic bir ilgisi ve alakasi yoktur. Pesinde giden Dürüst Alevilere burda seslenmek Istiyorum., Türkiyede yapilan Alevi Katliamlarinda Sorumlularin Alevilerle bir isi veya iliskisi olabilirmi. Cem Vakfi sorgulanmali. Teshir edilmeli. Aleviler üzerinde Tatli dilli Kivrak manali sözlerinizle baskalarina yamalanmaniz Kisiligini belirler. Izettin Dogan sizi kandiriyor. Yaniniza gelince yavas ve hos konusur. Sizlerin duygularinizi caliyor. Hizmeti hak icin degil. Aleviler arsina nifah Tohumu ekmek icindir. Ve Asil isleri yolunu Hirsiza emanet etmektir. Gercek Alevi Örgütlülügü icerisinde yerini al. Kendine bir isim Koy. Ha MHP Ha Cem Vakfi Peki Sen Nesin. Saygilarimla Aydin Safak |
ceren |
Eingetragen am Mittwoch, 18.02.2009 um 14:34 Uhr
merhabalar herkese benim ogrenmek istedigim bisey var umarim bana yardimci olucak birileri olur bizim ailemiz nazmiyeli kimsorlu ama sonra sivasa göç etmisler 38 sanirim sebep ama mutlaka kimsorda akrabalar kalmistir diye dusunuyorumm eger kimsorda aileleri iyi taniyan yada soy isimlarini bilen tanidik biri yardimci olabilir mii özdemirler
|
|
Deniz GÜL |
Eingetragen am Donnerstag, 04.12.2008 um 20:44 Uhr
Düzgün abi MerhabaBen daha önce birkaç defa size ulasmaya çalistim ama basaramadim.Umarim bu defa basaririm. Kimsoran.com'u sürekli olmasada mümkün oldugunca takip etmeye çalisiyorum. Ayrica emegine saglik, içerik olarak çok iyi oldugunu belirtmeliyim. Benimde Kimsora atfen yazdigim siirimede yer verdigin için ayrica tesekkür ederim. Sanirim farkinda olmadan bir yanlislik yapilmis orda. ''kimsor'lularin düsünceleri'' bölümünde siirin karsisinda abimin adi yeralmakta . Bununla ilgili bir düzeltme yapilirsa sevinirim. Saygilar. Deniz Gül. |
|
D.TASKIRAN |
Eingetragen am Mittwoch, 15.10.2008 um 16:17 Uhr
BASSAGLIGI Kimsor"lu, sayin Hüseyin ACAR“in vefatini derin üzüntüyle ögrendim. Merhume Tanri“dan rahmet, ailesinin, dostlarinin basi sagolsun… SEXWESÎ Ape HÜSEYIN ACAR Îro min mirina apê Hüseyin ACAR bihist. Apê Hüsên cu ye ser dilovaniya xwe. Mirinê dîsa rûye xwe ye sar me nisan da. Rûhe wî sad be. Serê malbata wî sax be. Serê nas û dostan sax be. Düzgün TASKIRAN |
Eintragen